Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz’da millî iradeyi ayaklar altına almak ve geleceğimizi karartmak isteyen hainleri, şanlı bir direnişle hüsrana uğrattık” 0 88046

15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yıl dönümünde millete seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz gecesi, hürriyet aşığı bu millete zincir vurmayı tekrar denediler ve hamdolsun başaramadılar. Ezanımızı susturmak, bayrağımızı indirmek, millî iradeyi ayaklar altına almak, geleceğimizi karartmak isteyen hainleri, şanlı bir direnişle hüsrana uğrattık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü anma programları kapsamında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinden millete sesleniş konuşması gerçekleştirdi.

Kamuoyu ile canlı olarak paylaşılan millete sesleniş konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz Milletim.

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün, devlet ve millet hayatımızda gördüğümüz en alçak, en sinsi, en kalleş saldırılardan biri olan 15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yıl dönümüdür. Bu müstesna günde, bir yandan milletimizin kazandığı muhteşem zaferin sevincini, diğer yandan darbe girişimi esnasında kaybettiğimiz kardeşlerimizin hüznünü birlikte yaşıyoruz.

“MÜCADELEYE KATILAN İNSANLARIMIZ ASLA UNUTULMAYACAK”

Allah’ın yardımı ve milletimizin cesaretiyle başarısızlığa uğrattığımız darbe girişimi sırasında, hainlerin kurşunları ve bombalarıyla şehit olan 251 insanımıza Mevla’dan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Her kesimden vatandaşımızla, polisimizle, askerimizle darbe gecesi şehitler kervanına katılan 251 kardeşimizin tamamının ismi, tarihimize ve kalbimize silinmemek üzere kazınmıştır. Kahramanca verdikleri mücadelede gazilik unvanıyla şereflenen kardeşlerime de Rabbim’den sağlık ve afiyet temenni ediyorum.

O gece darbecilere direnmek için sokaklara, meydanlara, saldırganların yöneldiği her yere akın akın koşan milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum.

Hayatının baharındaki körpe fidanlardan bastonuna yaslanarak adeta uçarcasına hainlerin üzerine yürüyen aksakallı büyüklerimize kadar, bu mücadeleye katılan insanlarımızın hiçbiri asla unutulmayacaktır.

“MİLLETİMİZİN 15 TEMMUZ’DA YAZDIĞI DESTAN, SIRADAN BİR DARBE TEŞEBBÜSÜ VE ONU BASTIRMA HİKÂYESİ DEĞİLDİR”

Ankara’da Külliye, İstanbul’da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü girişine yaptığımız anıtlar, bu vefanın birer sembolüdür. Aynı şekilde, ülkemizin dört bir yanında 15 Temmuz’u hatırlamak ve hatırlatmak için meydanlara, caddelere, mahallelere, pek çok esere konulan isimler de bu anlayışın yansımalarıdır. Çünkü milletimizin 15 Temmuz’da yazdığı destan, öyle sıradan bir darbe teşebbüsü ve onu bastırma hikâyesi değildir.

15 Temmuz’u anlamak için, bu topraklardaki bin yıllık mücadelemize bakmak gerekir. 15 Temmuz’u anlamak için, Malazgirt’ten beri vatanımızın her karış toprağını nasıl şehit kanlarıyla yoğurduğumuzu bilmek gerekir. 15 Temmuz’u anlamak için, Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması vesilesiyle bir kez daha hayırla yâd ettiğimiz İstanbul’un fethinin manasına vakıf olmak gerekir. 15 Temmuz’u anlamak için, Çanakkale’den Kutü’l Amareye, İstiklal Harbimizden Kıbrıs çıkarmasına, terörle mücadelemize kadar yaşadığımız nice badireleri gözlerimizin önünden geçirmemiz gerekir. 15 Temmuz’u anlamak için, darbecilerin başarılı olmaları hâlinde ülkemizi ve milletimizi nereye sürüklemek istediklerini kavramak gerekir. 15 Temmuz’u anlamak için, milletimize diz çöktürme, devletimizi ele geçirme, ülkemizi parçalama gayretlerinin gerisindeki sinsi projeyi görmek gerekir.

Milletimiz, eşsiz irfanıyla, darbenin ilk saatlerinden itibaren işte tüm bu gerçekleri görmüş ve hemen harekete geçmiştir. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, her kesimden, her meşrepten insanıyla Türk Milleti, ülkesinin sahipsiz olmadığını göstermiştir. Bin yıldır hep süregeldiği gibi bugün de, yerin üstündeki yaşayanları ve yerin altındaki şehitleriyle, Türkiye’nin sahibinin bu aziz millet olduğu bir kez daha teyit edilmiştir. Milletimizin her bir ferdi, ezanı, bayrağı, özgürlüğü ve geleceği için gerektiğinde yenilmez birer kahramana dönüşebildiğini ispatlamıştır. Artık tamamen sönüp gittiği düşünülen istiklal ateşinin, közlerinin altından yeniden harlanabileceği anlaşılmıştır.

“HÜRRİYET AŞIĞI BU MİLLETE ZİNCİR VURMAYI TEKRAR DENEDİLER VE BAŞARAMADILAR”

İstiklal şairimiz Akif’in dediği gibi: ‘Ben ezelden beri hür yaşadım, hür yaşarım / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.’ Evet… 15 Temmuz gecesi, hürriyet aşığı bu millete zincir vurmayı tekrar denediler ve hamdolsun başaramadılar. Ezanımızı susturmak, bayrağımızı indirmek, millî iradeyi ayaklar altına almak, geleceğimizi karartmak isteyen hainleri, şanlı bir direnişle hüsrana uğrattık.

Dünyada, şehadete cesaretle yürüyen, şairin ifadesiyle “ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun” diyerek hainlerin karşısına dikilen bir başka millet yoktur. İşte bunun için 15 Temmuz’u, Demokrasi ve Millî Birlik Günü olarak ilan ettik. Hep dediğim gibi, beni böyle bir milletin ferdi olarak yarattığı için Allah’ıma hamd-ü senalar ediyorum.

“15 TEMMUZ, HİÇBİR ŞÜPHEYE YER BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE TÜRKİYE’Yİ İŞGAL GİRİŞİMİYDİ”

15 Temmuz, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, ülkemizi işgal girişimiydi. Bunun için kendi ordumuzun içindeki teröristlerin kullanılmış olması, işgal girişimine alçakça bir ihaneti de eklemiştir. Tekbirler, salalar, dualar eşliğinde kıyama kalkan milletimiz, vatanının özgürlüğüne sahip çıkarak, hainleri tepelerken, kendisi üzerinde hesap yapanların heveslerini de kursaklarında bırakmıştır. Milletimiz o gece, hiçbir mecburiyeti olmadan, hiçbir zorlamaya kesinlikle maruz kalmadan, hiçbir karşılık beklemeden, tamamen kendi inisiyatifiyle harekete geçmiştir. Bir asır önce, vatan topraklarının dörtte üçünü kaybederek Cumhuriyeti kuran milletimiz, 15 Temmuz’da bir daha aynı felakete izin vermeyeceğini cümle âleme ilan etmiştir.

15 Temmuz, son devletimizi yıkarak vatanımızı ele geçirmeye çalışanlara, bunun ancak milletimizin son ferdi de son nefesini verdikten sonra mümkün olabileceğinin ifadesidir. ‘Sayılmayız parmağ ile / Tükenmeyiz kırmağ ile / Taşramızdan sormağ ile / Kimse bilmez ahvalimiz’ diyen Muhyi misali, bizim ahvalimizi ancak bizden olan bilir.

“BU DARBE GİRİŞİMİ MİLLETİMİZİ YILDIRMAK BİR YANA, AZMİNİ KAMÇILAMIŞTIR”

Bu darbe girişimi milletimizi yıldırmak bir yana, azmini kamçılamıştır. Üzerimize çöken o kara gecede, ülkemizi yükseltmek, güçlendirmek, büyütmek için daha çok çalışmamız, daha çok mücadele etmemiz gerektiğini gördük.

Biliyoruz ki Türkiye, 83 milyon vatandaşı ve 81 vilayetiyle güzeldir. Biliyoruz ki Türkiye, birliğiyle, beraberliğiyle güzeldir. Biliyoruz ki Türkiye, dostluğuyla, kardeşliğiyle güzeldir. Kimsenin bunları bozmasına izin vermeyeceğiz.

FETÖ içeriden, PKK dışarıdan, kimi alttan, kimi üstten, ne kadar uğraşırsa uğraşsın ezanımızı susturamayacak, bayrağımızı indiremeyecekler.

Ayasofya’da susturulan ezanı nasıl 86 yıl sonra yeniden semaya yükselttiysek, yeminli düşmanlarımızın her fırsatta indirmeye kalkıştığı bayrağımızı nasıl her seferinde daha yükseğe astıysak, terör örgütlerinin saldırılarını da aynı şekilde bertaraf etmekte kararlıyız.

Birinci Dünya Savaşı için ‘Osmanlının paylaşım kavgası’ derler. Dünya düzeninin temellerinden sarsıldığı bir dönemde Türkiye Cumhuriyeti için de aynı hayallere kapılanları hüsrana uğratacağız.

Ülkemizi siyasi, ekonomik, askeri kuşatma altına almaya çalışanların senaryolarını, çok daha büyük vizyonları hayata geçirerek yırtıp atıyoruz.

Bölgemizde pek çok devleti önce iç karışıklıklarla sarsıp, ardından işgal edenlere, Türkiye’nin öyle bir devlet olmadığını, her alandaki atılımlarımızla bilfiil gösteriyoruz.

Milletimizin kendi içindeki görüş ayrılıkları ve tartışmalara bakarak niyetlerini bozanlara cevabımızı, konu vatanımız, ezanımız, bayrağımız olduğunda çelik bir yumruk olup tepelerine inerek veriyoruz.

Türkiye’nin, özellikle son 7 yılda yaşadığı her hadise, bu hakikatin farklı veçhelerdeki birer örneğidir. Ağaç bahanesinin arkasına sığınanlar da, adalet kisvesi altında millî iradeyi teslim almaya çalışanlar da çukurlarda bölücülük yapanlar da sınırlarımızı kuşatmaya kalkanlar da bu akıbetten kurtulamamıştır.

“TÜRKİYE’NİN YENİDEN AYAĞA KALKIŞI KARŞISINDA ŞAŞKINLIĞA UĞRAYANLARA DİYORUZ Kİ, DAHA BİTMEDİ…”

Teslim almak için darbe girişimi dâhil her yola başvurdukları Türkiye’nin, silkinip asırlık uykusundan uyanan bir dev gibi yeniden ayağa kalkışı karşısında şaşkınlığa uğrayanlara diyoruz ki, daha bitmedi…

Bu milletin daha söyleyecek çok sözü var. Bu milletin daha hayata geçirecek çok projesi var. Bu devletin daha harekete geçirecek çok potansiyeli var. Çünkü bu millet, yüreği ve bileği güçlü olmanın yanında, arkasında ancak gönül gözü açık olanların fark edebileceği dua ordusu olan bir millettir. İslam’la müşerref olarak bu duayı aldık. Ayak bastığımız her yerde mazlumların, mağdurların yanında durarak bu duayı aldık. Asırlar boyunca süren Haçlı Seferlerinde Anadolu’yu çapulculara mezar ederek bu duayı aldık. İstanbul’u fethederek bu duayı aldık. Hint Okyanusundan Viyana önlerine kadar çağının en büyük devletini ‘önce insan’ diye yöneterek bu duayı aldık. Çanakkale’den 15 Temmuz’a kadar arkasında 7 düvelin olduğu her saldırıya göğsümüzü siper ederek bu duayı aldık. Fırsat bulduğumuzda elimizdeki tüm imkânları bölgemizdeki ve dünyadaki gariplerle paylaşarak bu duayı aldık. Velhasıl, kahraman ordumuz cephede harp ederken, ‘dua ordumuz’ da onlarla birlikte başka bir harp veriyordu.

Fatih’in askerleri İstanbul surları önünde dizi dizi saldırıya geçerken, geride bekleyenler ‘Bugün şehit olma sırası bize geldi’ diyerek seviniyordu. Çanakkale’de düşmanın ölüm kusan silahlarının önüne atılan her asker grubunun arkasında, şehadet sırasını bekleyen bir başka grup vardı.

Uzun yıllardır süren terörle mücadele harekâtlarımızda, benzer pek çok hadisenin yaşandığını biliyoruz. 15 Temmuz’da da, darbecilerin silahlarının üzerine ‘bugün değilse ne zaman öleceğiz’ diyerek, şehadet umuduyla dimdik yürüyen nice kahramanlar vardı.

Mehmet Akif, ne güzel ifade etmiş: ‘Sen ki asara gömülsen taşacaksın…, Heyhat! / Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat. / Ey şehid oğlu şehid! İsteme benden makber, / Sana ağuşunu açmış duruyor peygamber!’

“GÜÇLÜ OLMAK, HAKKIN YARDIMINA MAZHAR OLMAKTIR”

Evet… Ne mutlu Peygamberin yoldaşı olanlara, ne mutlu Rabbimizin müjdelediği o kutlu yolda yürüyenlere… Güçlü olmak, sadece sayıca çok, silahça üstün olmak demek değildir. Güçlü olmak, tıpkı yüce kitabımızda müjdelendiği gibi asıl Hakkın yardımına mazhar olmaktır. 15 Temmuz’da milletimiz işte bu hakikati bizzat yaşamıştır.

Tanka yumruk, savaş uçağına levye fırlatan, namluya alnını dayayan bir milletin önünde kim durabilir? İnşallah, bundan sonra da aynı inanç ve ruhla ülkemize sahip çıkacak, birliğimizi, beraberliğimizi koruyacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü, o gece yaşadığımız kutlu kucaklaşmayı bize ilelebet hatırlatacaktır. Bir kez daha 15 Temmuz gecesi dar-ı bekaya uğurladığımız yiğitlere Allah’tan rahmet, gazilerimize sıhhat ve afiyet diliyorum. Rabbim bir daha bu millete 15 Temmuz’lar yaşatmasın diyorum. Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.”

Previous ArticleNext Article

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin hedeflerine ulaşmak için üreten, somut neticelere ulaşan başarılı gençlere ve insanlara ihtiyacı bulunuyor” 0 88026

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST 2020’de yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin, hedeflerine ulaşmak için tasarlayan, üreten, geliştiren, somut neticelere ulaşan başarılı gençlere, başarılı insanlara ihtiyacı bulunuyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının öncülüğünde Gaziantep Ortadoğu Fuar Merkezi’nde düzenlenen, TEKNOFEST 2020’ye katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Havacılık Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST’in Gaziantep’e, Türkiye’ye ve özellikle gençlere hayırlı olmasını dileyerek, etkinliği düzenleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Teknoloji Takımı Vakfına teşekkür etti.

“ÜRETMEK İSTEYEN HERKESE ARADIĞI FIRSATI SUNDUK”

TEKNOFEST’e ev sahipliği yapmak için neredeyse her ilden talep geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun üzerine TEKNOFEST’in tek rakamlı yıllarda İstanbul’da, çift rakamlı yıllarda ise diğer şehirlerimizden birinde yapılmasına karar verildi” açıklamasında bulundu.

Tüm alanlarda dereceye giren takımları ve yarışmacıları tebrik ederek azim ve başarılarının devamını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgın sebebiyle bu festival alışık olduğumuz büyük kalabalıklar yerine daha sınırlı gruplarla gerçekleştirildi. Ancak bu durum TEKNOFEST heyecanının ülkemizi ve gençlerimizi sarmasına engel teşkil etmedi. Şu karşımdaki kalabalık, bu manzara sizlerin azmini ve kararlılığı hiçbir virüsün, hiçbir engelin, hiçbir tehdidin durduramayacağını gösteriyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl TEKNOFEST’e 81 ilin yanı sıra 84 ülkeden 20 binin üzerinde takım ve 100 bin yarışmacı başvurusu olduğunu bildirerek şöyle devam etti: “Festivalin paydaş sayısının 14’ten 63’e yükselmesi bu heyecanın çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte ülkemizdeki her kesimi sardığının ispatıdır. Gençlerimize duyulan güvenin ifadesi olan bu tablo, bize özgün fikirler geliştiren, çalışan, üreten, azmeden herkesin ihtiyacı olan mecrayı bulabileceğini söylüyor. Esasen bu Türkiye’nin son 18 yıldaki hikâyesinin de bir özetidir. Uzun bir ihmal edilmişlik döneminin ardından batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine ülkemizin her köşesini kalkındırırken, aynı zamanda üretmek ve kazanmak isteyen herkese aradığı fırsatı sunduk. Türkiye’nin altyapı, insan gücü, üretim ve ihracat seviyesinin geldiği yer bu fırsatın en güzel şekilde değerlendirildiğinin işaretidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Edirne’de Lagari Hasan Çelebi’nin izinden gidip roket bilimine merak saran gencimizin kendini ifade edip kabiliyetini ortaya koyabileceği yer işte burasıdır. Şırnak’ta Cezeri’nin birikimini yaşatma hayali kuran evladımızın robotik alanındaki becerilerini gösterebileceği yer işte burasıdır. Trabzon’da Hezarfen Ahmed Çelebi’nin gayretiyle havacılığa yönelen çocuğumuzun tutkusunu gerçeğe dönüştürebileceği yer işte burasıdır. Sahip olduğumuz medeniyet miraslarını teknoloji boyutunda yeniden ayağa kaldırmak isteyen herkese aradığı fırsatı sağlayan yer işte burasıdır” diye ekledi.

“HER ALANDA ÇIĞIR AÇACAK YENİLİKLER BURADA TOHUMLANACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’deki yarışmada başarılı olup, yaptıkları uydu Aralık ayında uzaya fırlatılacak olan Grizu Takımı’nın T-3 Vakfının desteklediği takımlardan biri olduğuna işaret ederek, insansız sualtı sistemleri yarışmasında ipi göğüsleyen TEKNOFEST ekibinin de şimdi uluslararası alanda rekabet edecek özgün sistemler geliştirdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İki defa roket takımı birinciliği kazanan gençlerimiz bu başarılarını girişime dönüştürmeye hazırlanıyor. Yapay zekâ girişimi kurarak dünya çapında başarılar için kolları sıvayan gençlerimiz TEKNOFEST’in lise seviyesi birincileriydi. Bu yılki yarışmacılarımızdan da önümüzdeki dönemde benzer başarılara imza atacaklar elbette çıkacaktır. Evet, yapay zekâdan siber güvenliğe kadar her alanda çığır açacak yenilikler işte burada tohumlanacak, filiz bulacak, kök ve boy salacaktır” dedi.

“TEKNOLOJİNİN EN BÜYÜK SERMAYESİ ÜRETKEN ZİHİNLERDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapay zekâ, blok zincir, siber güvenlik, nesnelerin interneti gibi yeni gelişen alanlar başta olmak üzere, teknolojinin her boyutunda benzer başarıların kazanılmaması için hiçbir sebep bulunmadığının altını çizerek, “Teknolojinin en büyük sermayesi üretken zihinlerdir, diğer her şey bunun ardından gelir” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin insansız hava araçları alanında dünyanın sayılı ülkeleri arasına girdiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, benzer bir başarıyı otomobilde ve uçan arabalarda da yakalanacağına inandığını söyledi.

“TEKNOLOJİNİN HIZINA YETİŞMEK ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, MECBURİYET HÂLİNİ ALMIŞTIR”

“Biz Türkiye’yi 2023 hedefleriyle buluşturmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Gençlerimiz de inşallah 2053 ve 2071 vizyonlarıyla bu tohumları ulu çınarlara dönüştüreceklerdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Sizlerin potansiyelini, azim ve kararlılığını ülkemizin en büyük avantajı olarak görüyoruz. Dene-yap atölyelerinden TEKNOFEST’e, bütün bunlara kadar tüm platformları da bu potansiyeli desteklemek amacıyla oluşturuyoruz. Bu karşılık ülkemizde bazılarının hâlâ millî teknoloji hamlemizi küçümsediklerini, hatta ellerinden gelse yok etmeye niyetli olduklarını teessürle takip ediyoruz. Hâlbuki dünya büyük bir dijital devrim sürecinden geçiyor, teknolojinin hızına yetişmek artık bir tercih değil, mecburiyet hâlini almıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önemlisi, yaşadıklarımız bize bu değişimi yerli ve millî imkânlarla gerçekleştirmemizin de şart olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin teknolojiyi tasarlayan, geliştiren, üreten bir ülke olması gerektiği konusundaki ısrarımızın ve gayretlerimizin gerisinde bu hakikat ve tecrübe var. Cumhurbaşkanlığımızın bünyesinde faaliyet geçirdiğimiz Dijital Dönüşüm Ofisi başta olmak üzere pek çok yapıyı bu amaçla kurduk veya dönüştürdük. Teknoloji devrimini gençlerimizle birlikte yürütme çabamız ise bu değişimi uzun soluklu kılma ve enerjik bir şekilde hayata geçirme anlayışımızın, evet, bir kaynağıdır, buradan kaynaklanıyor. Sizler hayallerinizde ısrarcı olursanız, geleceğin teknolojilerinin Türk malı damgasıyla tasarlanıp üretileceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“BİZİM MEDENİYETİMİZ İLİM MEDENİYETİDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar hep gençlere güvendiklerini ifade ederek, “Sevgili gençler; bizim medeniyetimiz insan medeniyetidir, ilim medeniyetidir, irfan medeniyetidir, hikmet medeniyetidir, bu kavramların ifade ettiği ruhtan koptuğumuz dönemlerde teknoloji çıktıları başta olmak üzere her alanda geriledik. Dikkatinizi çekmiştir, sık sık maziden atiye köprü kurmak ifadesini kullanıyorum. Bu, öylesine söylenen bir belagat cümlesi değildir. Geçmişini bilmeyen bugün nerede durduğunu ve gelecekte nereye yönelmesi gerektiğini de bilemez” değerlendirmesinde bulundu.

“Bilim araştırmadır, araştırma kavramının da tam tercümesi yeniden keşfetmedir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gerçeğin araştırmanın ve gelişmenin sınırı bulunmadığını ifade ettiğini, teknolojiye gönül veren gençlerin de bu mümbit ve geniş alanın neresinden ilerlerse ilerlesinler önleri ve ufuklarının açık olduğunu söyledi.

Teknolojinin genişleyen, çeşitlenen, alt dallara ve onların bölümlere ayrıldığı devasa bir dünya olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayınız, bu dünyada herkese yer var, yeter ki hayal edin, hayalinizi gerçekleştirmek için harekete geçin, çok çalışın ve azminizi asla kaybetmeyin” dedi.

Azmin, emeğin sonunun mutlaka başarıya, zafere çıkacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayat denen içi fırsatlarla dolu, ama zemini de taşlı, dikenli, çamurlu, inişli-çıkışlı yolda küçük engellere takılıp kalırsanız hem kendinize yazı ketmiş hem bu ülkeye ve millete haksızlık yapmış olursunuz” uyarısında bulundu.

“TEKNOFEST GİBİ PLATFORMLARLA SİZİN YANINIZDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin, hedeflerine ulaşmak için tasarlayan, üreten, geliştiren, somut neticelere ulaşan başarılı gençlere, başarılı insanlara ihtiyacı bulunuyor. Bin yıldır bu toprakları vatanımız kılmak uğrunda canlarını ortaya koyan ecdadımız onca fedakârlığı sizin bugün ve gelecekte göstereceğiniz başarılar için yapmıştır. Her birinizden bu anlayışla eğitiminize, çalışmalarınıza, geleceğinize dört elle sarılmanızı istiyorum. Stantları gezerken ilköğretimdeki yavrularımızı gördüm, birikimlerini gördüm, üniversiteli gençlerimizi gördüm ve ürettikleri hamdolsun füzeleri gördüm ve şu anda menzillerin ötesine, menzillerin menziline ulaşacaklarına inanıyorum, Rabbim yardımcıları olsun. Bütün mesele azmetmek. Bizim gençliğimiz bunları yapar mı? evelallah bizim gençliğimiz bunları yapar ve yapacaktır. Biz kurduğumuz güçlü altyapıyla, verdiğimiz desteklerle, sağladığımız fırsatlarla, TEKNOFEST gibi platformlarla sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. Hiç şüphesiz her şeyin ideal olduğunu da söyleyebilecek durumda da değiliz, ama sizlere destek olmakta kararlıyız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST yarışmalarında dereceye giren gençleri tebrik ettiğini yineleyerek TEKNOFEST’in kurulmasında, bugünlere gelmesinde, icrasında emeği geçen, katkısı olanlara tekrar teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, canlı bağlantıyla 30 ilde dene-yap teknoloji atölyesi açılışı yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağlantı yapılan illerden Hakkâri ve Edirne’de valilerle görüşerek bilgi aldı. Gençlere başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah aydınlık geleceğimizin adımı olsun” diyerek beraberindekilerle kurdeleyi kesti ve açılışı yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra festival kapsamında düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerini verdi. Öğrenciler de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “TEKNOFEST 2020” yazılı kilim hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması öncesinde de festivale katılan bazı öğrencilerle stantların bulunduğu alanı gezdi. Öğrencilerden stantlar ve çalışmalara ilişkin bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEKNOFEST yarışmalarında dereceye giren öğrencilerin projelerini inceledi.

Öğrencilerin Türk bayrağı hediye ettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında “Mavi Vatan” ismi verilen bir projenin de bulunduğu roketleri imzaladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, rahatsızlığı nedeniyle festivale katılamayan bir öğrenciyle de görüntülü konuşarak geçmiş olsun dileklerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Hayata geçirdiğimiz reformlarla demokrasimizin üzerindeki tüm vesayet izlerini ortadan kaldırdık” 0 88806

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOBB ETÜ Hukuk Fakültesi Mezuniyet Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesini her alanda ileriye taşımanın gayreti içindeyiz. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi başta olmak üzere hayata geçirdiğimiz reformlarla demokrasimizin üzerindeki tüm vesayet izlerini ortadan kaldırdık, yasaklara son verdik, özgürlük alanlarını genişlettik, güvenliği ve adaleti tahkim ettik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) Hukuk Fakültesi Mezuniyet Töreni’ne katıldı.

Mezuniyet sevinci yaşayan tüm öğrencileri tebrik ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitenin kuruluşundan bu yana geçen 16 yıllık süre zarfında Türkiye’nin güzide eğitim-öğretim kurumlarından biri hâline dönüştüğünü söyledi.

“Buradaki her bir kardeşimin iyi yetişmiş bir hâkim, savcı veya avukat olarak ülkemizin gelişmesine, adalet sistemimizin güçlenmesine hizmet edeceğine inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şüphesiz akademik başarı kadar ahlaki ve insani değerleri özümsemek, bu değerleri içselleştirmek de önemlidir. Bilhassa hukuk fakültesi mezunlarımızın iyi bir hukuk bilgisi yanında vicdanı merkeze alan bir anlayışla mesleklerini icra etmeleri gerekiyor. Ekonomi ve Teknoloji Üniversitemizin mezunlarının bu konuda da farklarını ortaya koyacaklarına inanıyorum.”

“28 ŞUBAT MÜDAHALESİNİN EKONOMİMİZE MALİYETİ 380 MİLYAR DOLARI BULMAKTADIR”

Hukuk fakültesinin mezuniyet töreninin 12 Eylül Darbesi’nin 40. yılında Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenmesinin de ayrıca anlamlı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “12 Eylül 1980, siyasi tarihimizin en kara günlerinden biri olarak milletimizin hafızasına kazınmıştır. Türkiye’yi ekonomik, siyasi, diplomatik ve hukuki olarak büyük bir yıkımın eşiğine getiren bu darbe, ülkemize on yıllarını kaybettirmiştir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aslında her darbe teşebbüsünün ülkeye ciddi maliyetleri olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: “1960 darbesi ülkemizi IMF’ye, 1971 muhtırası ise insanımızı tüp, un, şeker kuyruklarına mahkûm etmiştir. 1980 darbesinde sözüm ona adaleti tesis için bir sağdan, bir soldan asılan gençlerin acısı yıllar boyunca milletimizin yüreğini dağlamıştır. 28 Şubat müdahalesinin ülkemiz ekonomisine maliyeti ise 380 milyar doları bulmaktadır. Ekonomik faturalardan daha ziyade darbelerin asıl etkisi, adalet sistemimiz üzerinde yol açtığı ağır tahribattır. Darbe girişimlerinin hepsinde yargı adaletin tecellisi için değil, vesayet odaklarının sopası olarak görev yapmıştır. Darbe mahkemelerinin hukuksuz kararları neticesinde 27 Mayıs’ta bir Başbakan ve iki Bakan idam edilmiş, 12 Eylül’de 18 yaşını doldurmamış gençler, yaşları büyütülerek darağaçlarına gönderilmiştir.”

“TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN AYNASI İŞTE BU ADADIR”

28 Şubat döneminde darbecilerden brifing alan, darbe heveslilerini ayakta alkışlayan manzaraların Türk insanının yargıya olan güvenini zedelediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin aynası işte bu adadır. Türk demokrasisinin dibe vurmasının da şaha kalkmasının da sembolü burasıdır. Milletimiz Yassıada mahkemelerinde yaşanan utanç tablolarından dolayı burayı yıllarca ‘Yaslı ada’ diye adlandırmıştır. Darbeciler de Yassıada’nın seçilmişler için hep bir ibret olmasını istemişlerdir. Millet için, millet iradesinin tecellisi için mücadelede özellikle 60 sene boyunca, Adnan Menderes ve arkadaşlarının akıbetiyle tehdit edilmiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de ülkemize, özellikle hizmet için kefenimizi giyerek çıktığımız bu yolculukta, defalarca aynı tehditlere maruz kaldık. Yassıada’yı Demokrasi ve Özgürlükler Adası’na dönüştürerek, hem şehitlerimize vefa borcumuzu ödedik hem de burayı demokrasimizin nişanelerinden biri hâline getirdik” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN İSTİKLAL VE İSTİKBAL MÜCADELESİNİ HER ALANDA İLERİYE TAŞIMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ”

Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın bugünkü hâline gelmesinde sorumluluk üstlenen TOBB’u tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesini her alanda ileriye taşımanın gayreti içindeyiz. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi başta olmak üzere hayata geçirdiğimiz reformlarla demokrasimizin üzerindeki tüm vesayet izlerini ortadan kaldırdık, yasaklara son verdik, özgürlük alanlarını genişlettik, güvenliği ve adaleti tahkim ettik. Milli iradeyi bu ülkede Cumhur İttifakı olarak yeniden hakim kıldık. 15 Temmuz destanımızla vesayet heveslilerine asla unutamayacakları bir ders verdik. Demokrasi yanında eğitim ve sağlık başta olmak üzere her alanda ülkemizi hayal dahi edilemeyen seviyelere taşıdık. Bugün Batı’nın hani bize zaman zaman takıldıkları konular var, aynı Batı bize ‘Türkiye sessiz devrim gerçekleştirdi.’ diyordu. Şimdi ne oldu size de bütün bu kullandıklarınızı değiştirdiniz? Şu anda Türkiye, ekonomide pik yapıyor, dibe değil, tavana, onlar da kalkmışlar şimdi bizim puanımızı tekrar düşürme yoluna gidiyorlar. Ne yaparsanız yapın sizin bu puanlamalarınızın kıymetiharbiyesi yok. Gerçek neyse o. Bizim gerçeklerimiz çok daha farklı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan reformlarla vatandaşların hak ve özgürlük alanlarının genişletildiğini, yargı alanında yapılan düzenlemelerle milletin, adaletin tecellisine olan inancının yeniden tesis edildiğini belirterek, gençlere şöyle seslendi: “Gençlerimize daha güzel, daha müreffeh, daha demokratik bir ülke bırakmak için gecemizi gündüzümüze kattık. Bu süreçte gençler, en büyük arzumuz bizim gençliğimizde yaşadığımız sorunları siz gençlerimize yaşatmamak. Hamdolsun 18 yıl öncesine göre daha özgür ve güvenli bir Türkiye’yi inşa etmeyi başardık”

“İÇ VE DIŞ POLİTİKADA GÜÇLENMİŞ, SAYGIN BİR ÜLKENİN VATANDAŞLARI OLARAK YAŞAYACAKSINIZ”

Kendilerinin atlattığı badirelerle gençlerin karşılaşmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim maruz kaldığımız baskılara, tahriklere, gerilim ve çatışmalara sizler maruz kalmayacaksınız. Bizim çektiğimiz sıkıntıları inşallah sizler çekmeyeceksiniz. Sizler kavga ve çatışma iklimini değil, seviyeli, kaliteli ve çözüm üreten bir siyaset geleneğini miras olarak alıyorsunuz ve alacaksınız. Sizler kronik sorunlarını çözmüş, iç politikada, dış politikada güçlenmiş itibarlı, saygın bir ülkenin vatandaşları olarak yaşayacaksınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin gayretleriyle ülkenin başarı grafiğinin çok daha yukarılara çıkacağını ifade ederek, 2023 hedeflerini hayata geçirmeye odaklandıklarını, 2053 ve 2071 Türkiyesi’ni de gençlerin inşa edeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı olarak geleceğin teminatı olarak gördüğü gençlere güvendiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, emekleri ve gayretleri için akademisyenlere de şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini, “Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü darbeden, vesayetten, kardeşi kardeşi kırdıran provokasyonlardan korusun” diye tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından dereceye giren öğrencilere diplomalarını ve hediyelerini takdim etti.

SON DAKİKA HABERLER

TAKVİM

Ocak 2021
P S Ç P C C P
« Eki    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031